21 Şubat 2016 Pazar

El birliği ile kazdınız mezarımı

Selamunaleykum,neredeyse gecen biensenenin selami,hayri,bereketi üzernize olsun..Inadimdan ve beynimle olan kavgamdan sukur ki nimetlenip yazdım buraya zira yazmasam dilim kötü söyleyecek,kalbim kırıldığı yerin daha beterinden kiracakti birilerini..O yuzden el birligi ile kazdiklari mezarimin basina oturdum inatla topragin kenarinda biten otları,bahar geldiginde ekilecek çiçekleri,toprağın içinde de yasamanin keyifli geldigi solucanlari dusunup mutlu olmaya çalışıyorum.Evet bunu yapıyorum neden mi?Çünkü yapmasam ellerinizle,korelmek bilmeyen had hudut bilmeyen dillerinizle önce ışığını sondurdugunuz hayatımi bundan sonra yasamadan bana bictiginiz mezardan devam etmek zorunda kalacağım.İzin vermeyeceğim,ben cicekleri gormeye calisirken siz de kilometrelerce uzun.olan ve hayatımı mikser edasiyla karistirdiginiz burnunuzu once sadece nefes almak icin kullanmaniz gerektiğini hatirlayacak,sonra da bu uzunlukyaki bir burunu tartarak yasamanin ne zor olduğunu anlayarak kisaltmak zorunda kalacaksiniz İNŞALLAH.Okuyanlar diyecek ki neymis be arkadaş ne kiymetli hayayom varmis,ne yasadin da sanki böyle ates puskuruyorsun?Bununsoyleyecek olan varsa simdiden kendine sor bakalım benim için hangi haftasonunu sen arkadaslarinla plan yapmisken ıdısınin vıdısı küsüyor diye senin icin hazirladigi plana uydun?Cevabı ver bir bakalım ki cok iyi yerden sordum bu ne ki aslında.Neyse gelelim pturudugm yere,inatla ayaklarimi da topraga gomdum bu arada elektriğimi alsin diye,cok israrla mezarin basinda oturuyorum.Girmedim ve girmeyecegim!Cok eminim neden mi?Cunku yaziyorum.Eger sizin müdahale etmek icin yaratildiginizi sandiginiz hayatim ve gecen omrum benim icin bu denli kiymetli olmasa su an yazmazdim ve bana bicilen paya boyun egerdim. Ama kendi kendimi motive ediyorum bak olmadi olduremediler içindeki duyguları,ağaçlari kesemediler,dallarini budayip kuslarini kaciramadilar,ciceklerini yolup üstüne "lütfen basmayiniz" tabelasi koyamadilar.Çünkü ben bunca sacma sizden sonra bile yaziyorsam hala nefes alabiliyorum demektir. Almaya da devam edeceğim inşallah çünkü sizin gibi katillere değil normal insanlar gibi baskalarinin hayatlarina saygi duyan,mezarinin basina oturmakta kararli size göre "cins,tuhaf,anlamasi zor kisilere" ihtiyaci var buralarin. Bu yüzden dusunelim şimdi etrafimizda bizim bunlari dusundurdugumuz,gecenin bir saati midesini tum asitlerle yaktigimiz,uykusundan ettigimiz birileri var mi diye.Varsa eger hemen gidip helallik alıp sonra da pesini birakmazsak kendim dahil iki elim iki cihanda da yakamizda olsun.Çünkü bana hayatimin en guzel zamanlarını boyle seylerle zehir eden kimseyi artik hosgoruyle karsilamaya hicte niyetim yok.Son hoşgörü belirtim burdan kendilerine tesekkur etmekle olur ki yazmama vesile oldunuz ama o kadar nokta.Ya siz geri durun ya da sozum kilictan keskin olur.

Not: Yoğun siddet içerikli tüm cumlemer için psikolojisini tahrip ettoklerim varsa affedin,bu bir gecenin bir yarısı uykusunu,sağlığını kaybetme noktasina varan,guzel yuvasindaki huzurun tehdit edilmesine daha fazla goz yumamayan bir genc kizin drami adli yazisidir.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Bu dünya; üç günlük bir saltanatmış,
Hani, var mı onu, bir gün uzatmış?
Ölüm; bazen azat, bazen azapmış,
Azat ! Diye diye, 
Sana yöneldim. 
Geceler sultanı, Kadir Gecesi,
Yedi kat göklerde, kulların sesi,
Duydum ki; yerini, bulmuş nicesi,
Bir yer ver demeye, 
Sana yöneldim. 
“O gece” hâcetler, bol tutulurmuş;
“O gece” arayan, Dost’u bulurmuş,
Gönüller, Muhammed tahtı olurmuş,
Gönlümü taht edip, 
Sana yöneldim. 
“O gece” nefesler, yel yel olurmuş,
Bulutlar nûr döker, sel sel olurmuş,
Bedenler semâda, el el olurmuş,
Yel yel, sel sel, el el, 
Sana yöneldim. 
“O gece” melekler, saf saf inermiş,
“O gece” acılar, dertler dinermiş,
“O gece” cehennem bile sönermiş,
Ben aşk ateşiyle, 
Sana yöneldim. 
Aylar döner, mevsim döner, yıl döner,
Dünya döner, devrân döner, yol döner,
Bir gün gelir; tövbe eder, kul döner.
Döndüm.. Döne döne, 
Sana yöneldim. 
Îmân ettim, birliğine, adına,
Erdim, Sana inanmanın tadına,
Bütün mü’minleri, Cennet katına,
Kabul eyle diye, 
Sana yöneldim. 
Mânâyı, maddeyi, önüme serdin,
Defteri kalemi, elime verdin,
Beni tanıyorsun, yaz artık dedin,
Ne mümkün dedim de, 
Sana yöneldim. 
Bu nâciz kuluna, ömür verdikçe,
Hayrına binlerce, hayır kat YÂ RABB,
Dünya vâr oldukça, mahşere kadar,
Amel defterini, açık tut YÂ RABB !
ÂMİN!
 
CENGİZ NUMANOĞLU

10 Mayıs 2015 Pazar

SELAM OLSUN İSTİKLAL ŞAİRİ ...

Selamun Aleyküm ;

Edep bir tac imiş Nur-u Hüda’dan

Giy ol tacı, emin ol her beladan...


BİR AKİF OLMALIYIM 

Bir Akif olmalıyım Anne ,
Toplumdan haberdar olmalıyım
Bir Akif olmalıyım Anne ,
Vatan toprağının tek karışı için ağlamalıyım


Bir Akif olmalıyım Anne ,
Mazlumların sesi olmalıyım
Bir Akif olmalıyım Anne ,
Gerektiğinde esip gürlemeli
Gerektiğinde susmalıyım


Bir Akif olmalıyım Anne,
Para denilen nesneden habersiz
Son derece mütevazı yaşamalıyım
Bir Akif olmalıyım Anne ,
Zulmü alkışlayandan kaçmalıyım


Bir Akif olmalıyım Anne,
Alkışları sevmemeliyim
Bir Akif olmalıyım Anne,
Dostumun evlatlarını evladım bilmeliyim


Bir Akif olmalıyım Anne,
İlimden ilime koşmalıyım
Bir Akif olmalıyım Anne,
BENİM NEFESİM VATANIM OLMALI






27 Mart 2015 Cuma

Bismillahirrahmanirrahim,


Selam olsun elleriyle yanan içini soğutmaya çalışanlara!
Adetim oldu içim kavruldukça, dayanamadığımı düşündüğüm zamanlarda yazmak..Olsun,feryat belkide duanın en güzeli,iletinin en doğrusu.Son günlerde etrafımı fazlaca gözlemlemeye çalışıyorum,izliyorum çoğunlukla.Zaten yaşadığım yerde gurbet ellerde olduğumuz için de kimsemiz yok, işe giderken otobüs seyahatlerindeki konuşmaları, dışarıdaki insanları, bir de ara ara memlekete gidersek oralardan izlenimlerden bahsediyorum.Gözlermlerim sonucu farkettim ki ölmüş olan tüm duyguların cenaze namazları bile kılınmadan,defnedilmeden sere serpe ortada bırakılıp kaçılmış başka diyarlara.Ortalık adeta duygu leşi kokuyor! Yapacak birşey var mı?Elden gelecek birşey var mı bilemiyorum. Aslında biliyorum da söyleyemiyorum..Bakıyorum etrafa,izliyorum dedim ya gördüğüm sahneler hep aynı.Herkes zamanın soğuk ve sevimsizliğinden,şimdiki gençlerin evvel zamandaki gençler gibi edepli,saygılı olmadığından, şimdi artık kimsenin kimsye ne sevgisinin ne tahammülünün ne de saygısının kalmadığından şikayetçi.Etrafınızda kalbinde sevgi zerreciği olduğundan bile şüphe ettiğiniz biri varsa ona da bir sorun o bile bunlardan özellikle şimdi insanların kendinden başkasını sevmediğinden bahseder eminim.Kime giderseniz gidin sonuç değişmeyecektir, değişirse gelin beni bulun o kadar durum vahim yani.Beni rahatsız eden durum da şu, madem öyle,madem herkes rahatsız,madem benim gibi düşünüyor da herkes, neden dün akşam Ulus'ta kaldırımda bayılan adamın yanından baka baka geçtiniz?Biriniz bari dursaydı da ayağa kaldırsaydı,veya bir hastahaneye götürseydi?Peki otobüste akşam vakti baygınlık geçiren başka bir adamı kimse neden ineceği durakta hanımı almaya gelinceye kadar beklemeye yanaşmadı?Neden "Ama ben o duraktan önce ineceğim" dedi yaşlı başlı aile babası adamlar? Şimdi o şikayet ettiğiniz insanlık nerede? Çok eskide kaldı değil mi? Her bir sohbet ortamında bu tarz konular açıldığında hepiniz atıp tutarsınız da hani nerde icraat? Peki ya otobüs duraklarında olumsuz tavırlar sergileyen gençlere iğrenmiş gözlerle bakmak yerine niçin birinizde nazikçe konuşmaya çalışmaz? Veya onlara Allah'ın doğrub yolu göstermesi için niçin dualar etmezsiniz?Niçin?Çünkü kendi çocuğunuzu öyle görmediniz,Allah korusun görene kadar da içinizde hiçbir şey kıpırdamayacak.Çünkü bana dokunmayan yılan bin yaşasın. İnşallah o yılanlar hepbirlikte olup konuşmayan dillerinizi yemeden, dua etmeyen ellerinizi ısırmadan vazgeçersiniz bunlardan. İnşallah bir gün herkeste öyle bir bilinç olur ki bunu ben yapmazsam kimse yapmaz diye düşünerek hareket eder.
Ben henüz 24 yaşımdayım ve küçüklüğümü hatırladıkça (yani yaklaşık 15yıl öncesini) ağlıyorum.Neden mi?Çünkü o zamanki hepbirlikte en güzel vakitler geçirilen teyzeler,ablalar,dayılar,amcalar,halalar,dedeler,nineler o güzel atlara binip gittiler.Şimdikilerin tek derdi.. diye başlamayacağım çünkü derdi dünya olanın dünya kadar derdi olurmuş aya bir yazmaya başlasam o dertler asla bitmez,bunu okuyan sizler de yüksek dozda karamsarlıktan kendinizi en az 1 hafta eve kapatmak zorunda kalırsını,size bu kötülüğü yapamam.Şimdi istediğim bunları düşünelim ama hissedelim tüm aklımız ve fikrimizle birlikte.Şimde de aşağıdaki eseri dinleyip anlayalım,sözlerini okuyalım ve kendimizi buğday tarlasında hayal edelim.


an'dan içeru








Havada tek bir bulut dahi yok, güneş apaçık meydanda..Tarlanın kenarında sesi gürleyen bir dere,derenin kenarına kurulu bir çeşme.Çeşmenin üstünde güzel mi güzel bir söğüt ağacı.Söğüt ağaı dediysem,o bildiğiniz söğüt ağaçlarından değil ha aman! Bu benim dostum olan söğüt ağacı dolayısıyla dostumun dostu,dostumdur olduğundan sizin de dostunuz. İşte bu söğüt ağacı bildiklerinizden değil,çok merhametli ve cömert. Size de bana verdiği gibi serin bir gölge verecektir ve sırtını yaslayana ise güzel hayaller,hatta bazen yazılacak kısa şiirler ve mısralar..İşte öncelikle bu buğday tarlasında yukarıda bahsettklerimi düşünerek, kaybolanları bulmak adına uzunca yürüyün,ama öylesine yürümek değil.Elleriniz buğdayların uçlarını severek..Ve sonra ısıtan güneşi Yaradan'a, buğdayı hissettiren elleri bize Verene, çağlayan derenin sesini Duyurana,gölgenin serinini Hissettirene,sırtımızı yasladığımız ağacı kocaman Yapana..Biz görmezden gelsek de sayamayacağımız tümnimetleri bize Veren'e şükürler ederek...Gönderdiği Elçi'ye selamlar ederek..E tabi epey de düşünerek...










*Olmazsa olmaz : Sürç-i Lisan Ettiysek Affola!

**Kural 1 : İçine inmeyen insan bataklıkta yaşar, zira bu dünya bir bataklık,nasıl kurtulacağın senin elinde unutma!!

***Kural 2 : Merak ederseniz tarif ettiğim yer annemin olduğu Erzincan'da bizim köyümüz.Beni seviyorsan Erzincan' ı da sev, zira sevmek görmeden de sevebilmek işidir.

11 Mart 2015 Çarşamba

Yazılmamış Tüm Yazıların, Söylenmemiş Her Cümlenin, Henüz Çekilmemiş Taze Nefesin Hatırına..

Bismillahirrahmanirrahim,


        Uzun zamandır içimin kapıları herşeye kapalı adeta..Kapılar kapanmış,camlar sımsıkı örtülmüş çıkan ne bir ses var ne de bir seda..Kepenkleri inmiş gönlümün, sanki kapıda "Tadilat nedeniyle bir süre kapalıyız" tabelası asılı edası var.İflas mı ettik? Asla! Savaş varsa bilinir ki elbette olacaktır bir galibi.Mağlub kısmına hiç değinmek dahi istemiyorum zaten, Rabb' e itimadım tam, bilirim ki hiçbir Mü'min kaybetmez, ya er kazanır ya da geç.. Çoğu kez sordum kendime, cevap veremediğim de çok oldu.Ama yine de vazgeçmedim. Vazgeçsem de kimden vazgeçecektim ki, ideallerimden mi?Doğrularımdan mı? Yaşamak istediklerimden mi? Pişmanlıklarımdan mı yoksa hayallerim ve umutlarımdan mı? Ben ben olmayı farkedebildikten sonra hiçbiri olmadan ben olamayacağımı aklıma kazıdım. Bu yüzden burada grev var!Kepenkler inmiş! Camlar kapalı! Kışa kapattım ben gönlümü, tazecik bahara açacağım Allah'ın izni ile.
Bolca okuyup dinliyorum tatilde..Bilen bilir Necip Fazıl KISAKÜREK ve Mehmet Akif ERSOY hayranlığımı. Okumaktan inşallah hiç vazgeçmeyeceğim onları ne hayatlarını, ne mücadelelerini ne de eserlerini.. Çile'yi okuyorum Üstad'dan. Tüm şiirlerinin toplandığı eser..Okumaya kıyamıyorum, ya çiziyorum ya da işaret bırakıyorum, inşallah nasip olursa evimde oluşturmak istediğim köşeye yazmak için. Ama bu ne fikir! Bu ne iman, düşünce, ki yazdığı iki satır insanın yüreğine okları birer birer atıyor. Her bir attığı okun da insanı götüreceği yer belli, yani iki satırı bile bir hayat felsefesi niteliğinde. Bu yüzden çevirdikçe sayfaları ölüyorum yeniden, diyorum ki nasıl olacak bu iş? Hangi birini okusam elimi sayfaya sürüp yazarken hissettiklerini hissetmeye çalışıyorum.Allah' ım bu nasıl bir kalem, acaba bunu yazarken nasıl hissetmiş? Ve en önemlisi bunları hissederken nasıl yaşamış,nasıl yaşayabilmiş..Ben dünyayı elimin içine her alıp buruşturup atmaya çalıştığımda dünyayla düşman kesildik hep ve hep ben gitmek istedim uzaklara, dünya ve dünyanın oyuncakları "dünyalıklar"  kalan taraf oldu. Ama o nasıl başardı bunu? Aklım almıyor, nasıl başardı bunu nasıl dayandı nasıl direndi nasıl hiçbirşeyi umursamadı? Hiç mi üzülmedi bilmiyorum, çok tanımak isterdim, sesini bir kez duyup elini değdiği kağıtları koklayarak hislerinin kokusuna varmak isterdim..Allah Rahmet Eylesin inşaAllah..


Şükür ki aklımız var ve şükür ki okuyabilmek çok kolay, zira dünyamın içindeki sırattan defalarca düşebilirdim benim gibi düşünen insanların varlığını bilmeyerek. Hiçbirşeyin düzelmeyeceğini sanarak ve dünyanın düzeninin değişmeyeceğine aldanıp kabullenerek yaşamak mı..Hayır efendim! Biz bunlar için yaşamalıyız, bir insanın dahi aklına ve yüreğine "Ben neden dünyaya geldim ve neden yaşıyorum?" sorusunu sordurabilirsek, bir vakit Ezan-ı Şerif 'i farkettirip, "Acaba ne demek istiyor? Ya da neden okunuyor?" dedirtebilirsek inanıyorum ki dünyadaki mahkumiyetimiz sona erdiğinde işte o yüce gönüllerle İman üzere, eserler üzere, fikir üzere konuşacak çok şeyimiz ve vaktimiz olacak inşallah...










Olmazsa Olmaz : Sürç-i Lisan Ettiysek Affola*


Düşün : Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber...
                  Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?..
                                                                    N.F.K. - 1977**


Pişman Olursun : Yazılmamış Tüm Yazıların,Söylenmemiş Her Cümlenin, Henüz Çekilmemiş Taze Nefesin HatIrına "ÇİLE" eserini ölmeden okumalı her kul.***

5 Şubat 2015 Perşembe

Diyar-i Kalb ' i cümle aleme açtık

Bismillahirrahmanirrahim,
Selamunaleyküm cümle alem. Bu blog tamamen içindekileri kaybetmemek adına,gelgitlerin ortasında kalan bir kız çocuğunun ne yapacağını bilememesi üzerine yazilmaya başlanmıştır. Neden ve Niçin aramali mi bilmem, kime ulaşmak veya duyurmak istiyorum onu da bilmem ama içimdeki masallar bana yarım kalan cocukluğumun geri kalanını şimdi verdi. Hemde kendi elleriyle, utanmadan kimseden. Çocukken fotoğrafların arkasına yazdıklarım,depremde yardımla gelen UNICEF defterine yazdıklarım(kendisi bir çocuk öykü kitabiydi bana göre) yerine burayı mesken tuttum. Belki bir gün önümüzü görür de çocuğumuz olursa,tabii sonra da torunlarım( en büyük hayalim torun görmek) olursa Inşallah onlara kaybolmamis birseyler kalsın istedim hepsi bu. Belki de kendime yazdığım mektuplar bir nevi. Bir gün kitap yazacak olursam buralara bakar belki de vay be o zaman neler yazmışım diyeceğim güzel şeyler olur Inşallah.
Icimden ne geçiyorsa burada olsun istiyorum ne diyelim  hayırlısı olsun o zaman.

*Kural 1 : Sürç-i lisan ettiysek affola.